ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ BAKIMINDAN SORUMLULUĞU

28 Ocak 2022 karal_karal 0 Comments

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin ikinci derece sorumlu olduğu vergisel yükümlülükler nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi, öncelikle şirket hakkında takibe girişilmesi, takibin sonuçsuz kalması ya da sonuçsuz kalacağının anlaşılması halinde mümkündür.

1- Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluk Halleri

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, yönetim kuruluna kanun ile tanınmış bulunan yönetim ve temsil ödevinden kaynaklanmaktadır. Tedbirli yöneticilerden oluşan yönetim kurulunun yönetim ve temsil ödevini gereği gibi ve sadakatle yerine getirmediği durumlarda sorumluluk davası ile karşılaşma ihtimali söz konusu olabilecektir. Konu ile ilgili olan sorumluluk halleri ise, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde düzenlenen sorumluluk hükümleri ile Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde 2. fıkrasında hükümlerinde düzenlenen sorumluluk halleridir. İlgili yasal düzenlemeler incelendiğinde, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun yalnızca vergi alacağı bakımından değil aynı zamanda vergiye bağlı alacaklar da dahil olmak üzere bütün amme alacaklarını içine alan geniş bir sorumluluk hali olduğu görülmektedir.

Yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca yönetim kurulu üyelerinin vergisel yükümlülükler bakımından şirket borcunun tamamını kapsayacak şekilde müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümleri uyarınca sorumlu olduğu açıktır. Tüm bu yasal düzenlemeler uyarınca, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin vergisel açıdan sorumluluğunun diğer sorumluluk hallerinden farklı kanunlarda düzenlendiği ve yönetim kurulu üyelerine son derece ağır bir sorumluluk yüklediğini ifade etmek mümkündür.

Konu ile ilgili bir sorumluluk hali Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 88’de ”Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” hükmü ile yukarıda yer alan sorumluluk  halleri ile benzer biçimde açıklanmış, farklı olarak özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluğu bulunduğu ifade edilmiştir.

Yukarıda anlatılanlardan hareketle, vergi hukukunda sağlanan temel amacın kamusal boyutu olduğunun kabulü ile kamusal yükümlülüklerin özel hukuk tüzel kişilerince yerine getirilmesi durumunda yönetim organlarının da temsil ve özen yükümlülüğü bulunduğu ve bu çerçevede sorumlu olacağının kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin de söz konusu ödevden dolayı şahsi mal varlıkları ile sorumluluğunun doğacağı söylenebilecektir.

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için vergisel yükümlülüğün asıl sorumlusu olan anonim şirket tarafından söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması ya da vergisel yükümlülüğün anonim şirketten tahsil edilememesi, yönetim kurulu üyesinin ise bu durumun gerçekleşmesinde kusurunun bulunması gerekmektedir. Yani ilk işlemin anonim şirkete başlatılıp bu tutar anonim şirket tarafından karşılanamaması durumunda yönetim kurulu üyesine gidilebilmektedir.

2-Yönetim Kurulu Üyelerini Vergisel Sorumluluğunun Hukuki Niteliği

Vergisel Sorumluluğun hukuki niteliğinden belirlenebilmesi için öncelikle sorumluluk kapsamı, süresi ve şartlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Sorumlu olarak ifade edilmenin bir hukuki sonucu olarak da vergisel yükümlülüğün ne şekilde tahsil edileceği konusu gündeme gelecektir.

Yargıtay tarafından verilen bir kararda yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için aranılan tek koşul, ilgili kişinin yönetim kurulu üyesi olmasıdır. Kararda, ”(…)Yönetim Kurulu üyesi olması yeterli bulunmuştur. Buna göre, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşınması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip olunmaması 5510 sayılı Yasanın 88. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem için haklı bir neden olarak kabul edilmez” şeklinde sorumluluk kapsamında bir durum tespit edilmiştir.

Yönetim kurulu üyesinin, görevde olduğu süre bakımın dan sorumlu olduğunda herhangi bir tereddüt yoktur. Ancak, yönetim kurulu üyeliği sona eren üyenin kendi dönemi bakımından sorumluluğunun saklı kalacağı, ancak kendi üyeliği sonrasındaki dönem bakımından TTK’nın 553. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olma durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca sorumluluğuna gidilemeyeceği söylenebilecektir.

Kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık durumunda yönetim kurumunun sorumluluğu gündeme gelecektir. Her ne kadar YTTK 553/1. maddesi, yasalara ve esas sözleşmeye aykırılık hallerini sorumluluk nedeni saymış ise de, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre, gerek yasalara ve esas sözleşmeye aykırılık halinde ve yolsuzlukların varlığı halinde, yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için, sorumluluk doğuran bu olayların ya da kararların, yönetim kurulu üyelerinin kontrolünde gelişmiş olasını da şart olarak aramaktadır.

Yönetim kurulunun organ sıfatıyla sorumluluk hallerinden farklı olarak yönetim ve temsil yetkiler yönetim kurulu üyelerinin tamamına ait olmakla birlikte meydana gelen zararlardan üyelerin birlikte meydana gelen zararlardan üyelerin birlikte sorumluluğu ancak yönetim kurulu üyelerinin tamamının kusurunun varlığı halinde söz konusu olacaktır. T.T.K nın 367. maddesi uyarınca yönetim kurulu, anonim şirketi yönetimini kanunda belirlenmiş usul ile devredebilir. Buna göre; ”Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetim, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir.” Buradan hareketle yetki ve görevlerin devri durumunda yönetim kurulunun nezaket yükümlülüğü dolayısıyla bilinebilir vergisel yükümlülükler bakımından sorumluluk devam edebilecektir.

TTK madde 553/2 gereği: ”Kanundan veya esas sözleşmelerden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasından devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.” Yetki ve görevleri devrinin kanunda belirtilen şartlara uygun yapılması durumunda ise artık yetkilendirilen kişinin kendi kusuru nedeni ile gerçekleşen bir durum varsa ve bu durum yönetim kurulunca bilinebilir değilse, yönetim kurulu üyesi bakımından sorumluluk gündeme gelmeyecektir.

Sorumluluğun hukuki niteliğinin belirlenmesi, pratik önemini kusurun bulunmadığının ispat edilmesi durumunda gösterecektir. Anonim Şirket yönetim kurulu üyesi, vergisel yükümlülüğün yerine getirilmemesi ile kendi görevi arasında bir nedensellik bağı bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bu önemli farklılık olarak belirtmek gerekir ki, limitet şirket ortaklarındaki durumun aksine, anonim şirket ortağının vergisel yükümlülük nedeniyle dahi şahsi mal varlığı ile sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin vergisel yükümlülüğünün gerçekleşmesi durumunda, sorumluluk kapsamına ilgili yönetim kurulu üyesinin tüm şahsi mal varlığı girmektedir.

3-Vergisel Yükümlülükler Bakımından Cezai Sorumluluk Halleri

Vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda yönetim kurulu üyelerinin karşılaşabileceği diğer bir hal ise, cezai yaptırım ile karşı karşıya kalma tehlikesidir.

Tüzel kişi vergi mükelleflerinin vergi ödevlerini yerine getirmemelerinden kaynaklanan cezalarda sorumluluk tüzel kişiye değil; kanuni temsilcilerine aittir. Kanuni temsilciler anonim şirketler de yönetim kurulu başkanı ve üyelerdir.

Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen suç tiplerinin vergi ziyanı suçu, usulsüzlük suçları ve kaçakçılık suçları olarak ayrılması mümkündür. Konu ile ilgili bir başka kanun olan Kabahatler Kanunu’nun 43. maddesinde yer alan düzenleme gereğince, kanunda sayılan belirli suçların tüzel kişinin temsilcisi olmamakla birlikte şirket faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından işlenmesi durumunda şirket aleyhine idari para cezası yaptırımı öngörmektedir.

Yönetim kurulu üyelerinin ise vergisel yükümlülükler bakımından cezai sorumluluğu, vergi kaçakçılığı suçu bakımından söz konusu olabilecektir. VUK madde 359’da yer alan düzenleme gereğince, vergi kanunlarınca tutulması zorunlu olan kayıtlarda hile yapılması, bu kayıtların tahrif edilmesi ya da kanunda sayılan diğer fiiller ile suçun işlenmesi halinde, ilgili yönetim kurulu üyesi hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

NOT: Tarafımız sormak istediğiniz hususları Avukata Sor kısmımızdan sorabilirsiniz. Karal Hukuk Bürosu olarak İstanbul Büyükçekmece merkezli ofisimizde alanında uzman kadromuz ile sizlere hizmet vermekteyiz.

Leave a Reply:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir